9 Aralık 2007 Pazar

hala burdayım!

bi yazı giricem diye kim bu kadar uğraşmıştır, mailin şifresini unutmaktan benim kadar nefret eden var mı peki, gizli sorumun cevabı nasıl yanlış olabilir, ikinci mail adresime şifre reset maili tuşunu benim kadar seven biri olabilir mi? şeklinde bi seri soru geçiyo şu anda aklımdan.

tabi yazıyı yazmaya başlarken böyle sorunlarım yoktu çünkü hala mailimin şifresini hatırladığımı sanıyodum, neyse, küçük ayrıntılar...

izmir'e gitmek ve burdan 4 gün gibi kısa bi süre için olsa da uzaklaşmak için sabırsızlanıyorum. hep derim de istanbul evim falan, artık BUNALDIM! uzaklaşıp sonra da ohhh döndüm evime demek istiyorum lalala

ilgi manyağı insanlardan nefret ediyorum! msn iletilerine, ölüyoruum, hastayımm, zehirlendimm, bunalımdayımm, şeklinde şeyler yazanları tokatlamak istiyorum, gerçekten şu saydığım durumlardan birinde olsan yatakta olursun di mi (bunalım hariç ama onun da türleri var) "benimle ilgilenin" mesajları yazıcak halin olmaz.

dün grubun (hala isimsiz) ilk buluşmasıydı! begümlerin evinde toplandık ve grupla alakasız bi sürü şey yaptık, acil bi amfi ya da usb bi şeysi almam gerekiyo, ama tamamen parasızım, hepsi basa gittiği için olabilir mi acaba hmm hmm?

annemler 3 günlüğüne antakya'ya gidiyolar, bu ne demek, ev benim benim benim benim, ve barışın, ama o sayılmaz. gerçi bu süre zarfı içinde deli gibi proje yazmam gerektiği gerçeği duruma biraz gölge düşürüyo ama napalım

şebnem ferahın 10 mart BGM konseri kadar harika bi konser izledim mi bilmiyorum, DVD'si yaklaşık bi 4 aydır evde öyle oturuyo, ne kadar salak bi insanım, izlesene di mi! iyi ki begüm "zorla" izletti :) muhteşem bi şey kesinlikle, sahneyi, renkleri, ışıkları, şebnemi nasıl anlatsam bilmiyorum, ama tam anlamıyla "olmuş", senfoni orkestrası başka bi konsere bu kadar yakışamazdı heralde. tek kötü tarafı dvd'den izlemiş olmam, niye gitmedim diye kendimi yedim, neyse

golden compass filmini çok merak ediyorum, chronicles of narnia'msı bi havası var, ki sevdiğim bi filmdir, evden çıkmaya bahanem olcak gibi gözüküyo, okulu saymazsak tabi. ona da pek gittiğim yok bu aralar gerçi...

barış bana klavye ve mouse almış, durup dururken çok mutlu oldum, habire bi şeyler yazasım geliyo.

resim çalışmalarım tam gaz olmasa da devam ediyo şimdilik, en azından koca bi aradan sonra yeniden başladım, henüz bi sonuç yok her şey yarım yamalak, çabuk mu bıkıyorum bitirmeye mi korkuyorum (neden ki??) pek bi fikrim yok, ama çıktığı kadar artık.

yaprak'ı çok seviyorum, bunu fazla kimseye söylemesem de gerçekten sevdiğim insanlar kendilerini biliyolardır diye umuyorum en azından

cansu'yu özlediiim, yılbaşı çabuk gelse... zamanın geçmesini istediğim zaman sakız gibi uzamasından, istemediğim zaman hemen olup bitivermesinden ve hayatı böyle yapan göreli psikolojik hallerimden nefret ediyorum (ya da bıktım diyelim)

poe'nun a dream within a dream şiirini çok seviyorum, ve çok ilginç bi şekilde kurt vonnegut'ı özlüyorum.

öyle bi şeyler işte.

2 yorum:

salih dedi ki...

neden ,nasıl,niçinler,içinden geçenleri yaz, fısılda, rahatla,banyoya git rahatla,dışarı çık rahatla, çimenlerin üzerine uzan rahatla,arı gibi vızzzzzııııır dayp ne duruyon.

salih dedi ki...

olacak şeymi kardeş siz bu adreside hatırlamıyorsunuz. şifre arşivi yapmalısınız.