Kafamda müzikle yazmak kadar sevdiğim bi şey daha yoktur, filmlerde fark edersiniz ya bazen sahneyi sahne yapan arkada çalan müziktir, bu da benim için bi çeşit arka plan müziği gibi.
Şu anda I'm No Superman, günümün, hatta haftamın, hatta belki de gelecek bi kaç haftanın daha soundtrack'ine oturucak gibi gözüküyo. Yeni bi şarkı diil evet, hatta 6 (?) sezondur Scrubs'ı takip edenler için oldukça eski bi şarkı, ama nolursa olsun hoş bi şarkı.
Şarkı, şarkı, şarkı
Aslında biraz sinirim bozuk çünkü evde rahatsız edilmeden müzik dinlemek çok uzak bi hayal gibi. Tam kendimi kaptırmışken içeri biri (ki bu biri genelde annemdir) girer ve bütün havamı bozuverir. Kapalı kapılar bu evde bi şey ifade etmiyo, özellikle benimki"ler"
Odam iki daire arasında geçiş işlevi gördüğü için "özel alan" kavramı yok gibi bi şey, ki ben genelde beni benimle bırakıncı biri olduğum için, arada sırada (oldukça sık oluyo bu arada sıralar) delirme noktasına gelen, o noktayı geçen, aşan, noktayı artık göremeyen biri durumuna gelebiliyorum.
Tam şimdi kaptırmış yazıyoken annem geçti mesela! (Derin nefesler al Melis, sakin ol Melis, niye hep sakin olmaya çalışıyosun ki, sakin olma Melis, delir Melis, öff sus)
Olur böyle şeyler...
Bu arada, Amerika yolları yavaş yavaş açılıyo gibi. Gibi, gibi. Perşembe günü (yine) konsoloslukla vize görüşmem var ve yaklaştıkça heyecan seviyem de artıyo ama iyi olucağına inanmak gerek, kimler gidiyo ben mi kalıcam diye bi pozitif görüş geliştirme çalışmalarındayım. İyiyim, gidiyorum, süperim, harikayım, gidiyorum, gidiyorum, gidiyorum..
Hep gezen (ve bu yüzden tarafımdan çok imrenilen) insanlar kaç senedir İstanbul'dan dışarı adımını atmamış birinin (ben) heyecanını anlarlar mı bilmiyorum, ama ilk yurt dışına çıkışım, ilk işim, yalnızım ve heyecanlıyım, bu kadar!
Aşağı yukarı bir ay sonra, belki bu sayfaya tamamen farklı bi kıtadan yazıyo olabilirim! Güzel bi şey olsa gerek, neyse deneyip görücez.
Şu anda I'm No Superman, günümün, hatta haftamın, hatta belki de gelecek bi kaç haftanın daha soundtrack'ine oturucak gibi gözüküyo. Yeni bi şarkı diil evet, hatta 6 (?) sezondur Scrubs'ı takip edenler için oldukça eski bi şarkı, ama nolursa olsun hoş bi şarkı.
Şarkı, şarkı, şarkı
Aslında biraz sinirim bozuk çünkü evde rahatsız edilmeden müzik dinlemek çok uzak bi hayal gibi. Tam kendimi kaptırmışken içeri biri (ki bu biri genelde annemdir) girer ve bütün havamı bozuverir. Kapalı kapılar bu evde bi şey ifade etmiyo, özellikle benimki"ler"
Odam iki daire arasında geçiş işlevi gördüğü için "özel alan" kavramı yok gibi bi şey, ki ben genelde beni benimle bırakıncı biri olduğum için, arada sırada (oldukça sık oluyo bu arada sıralar) delirme noktasına gelen, o noktayı geçen, aşan, noktayı artık göremeyen biri durumuna gelebiliyorum.
Tam şimdi kaptırmış yazıyoken annem geçti mesela! (Derin nefesler al Melis, sakin ol Melis, niye hep sakin olmaya çalışıyosun ki, sakin olma Melis, delir Melis, öff sus)
Olur böyle şeyler...
Bu arada, Amerika yolları yavaş yavaş açılıyo gibi. Gibi, gibi. Perşembe günü (yine) konsoloslukla vize görüşmem var ve yaklaştıkça heyecan seviyem de artıyo ama iyi olucağına inanmak gerek, kimler gidiyo ben mi kalıcam diye bi pozitif görüş geliştirme çalışmalarındayım. İyiyim, gidiyorum, süperim, harikayım, gidiyorum, gidiyorum, gidiyorum..
Hep gezen (ve bu yüzden tarafımdan çok imrenilen) insanlar kaç senedir İstanbul'dan dışarı adımını atmamış birinin (ben) heyecanını anlarlar mı bilmiyorum, ama ilk yurt dışına çıkışım, ilk işim, yalnızım ve heyecanlıyım, bu kadar!
Aşağı yukarı bir ay sonra, belki bu sayfaya tamamen farklı bi kıtadan yazıyo olabilirim! Güzel bi şey olsa gerek, neyse deneyip görücez.
Laslo Bane'in harika şarkısı; 
"You've crossed the finish line
Won the race but lost your mind
Was it worth it after all?"
"I can't do this all on my own
No, I know, I'm no Superman"

"You've crossed the finish line
Won the race but lost your mind
Was it worth it after all?"
"I can't do this all on my own
No, I know, I'm no Superman"
